VERA ve TAKVA HAKKINDA AYETLER,HADİSLE
VERA ve TAKVA

 VERA ve TAKVA

VERA ve TAKVA,takva vera zühd,vera ve takva,vera ve takva nedir,vera ve takva ne demek,takva vera,takva ve vera,takva ve vera nedir,takva ile veya arasındaki fark,takva ile ilgili sohbet,takva ile ilgili sohbetler,vera hakkında sohbet

“Günahsız Geçen Gün, Mü’minin Hakiki Bayramıdır.”

  • Kıymetli Kardeşlerim! Beyaz elbiseniz ile çamurlu bir yoldan geçmeniz icap etse nasıl davranırsınız?

Burada beyaz elbiseden maksat ruhumuz/kalbimiz,  çamurların da etrafımızdaki günahlar olduğu göz önünde bulunarak cevaplar alınır.

  1. AŞAMA : DETAYLANDIRMAK
  2. Mefhumların Tanıtılması:

“Vera” ve “Takvâ” mefhumlarından sırasıyla ne anladığımızı düşünelim ve aşağıda ki mefhumların tanıtılması bölümüne geçelim.

  • Takva: Hz. Allah’a inanıp, O’nun emir ve yasaklarına riayet etmek, yani Allah’ü Teâlâ’dan korkup haramlardan sakınmak demektir.
  • Vera: Takva ehli kişilerin şüpheli işlerden de sakınmasıdır.

“Kardeşlerim! Hepimiz yaptığımız ve yapmadığımız işlerden mesulüz. Allah’ü Zülcelal’in bizlere emrettiği ve nehyettiği amelleri; Rasulullah’ın(s.a.v) Sünneti seniyyesine tam bir bağlılıkla yerine getirmeliyiz. Bizleri yaratan, yaşatan ve nihayetinde her amelimizden hesaba çekecek olan Rabbimize karşı vazifelerimizi ihlasla eda etmeliyiz. Onun rızasını kazanmaya çalışmalı, gadabına uğramaya sebep olabilecek işlerden daima uzak durmalıyız. Kendimizi her an kontrol altında tutabilmemiz için takva ve verayı şahsiyetimizin bir parçası haline getirmeye gayret etmeliyiz.”

 Öğrencilik hayatımız, yurt, ev, okul ve sosyal hayatla irtibatlandırmak:

Aşağıdaki kıssa bize bu konuda güzel ışık tutacaktır.

“Ebu Hureyre (r.a) “takva”nın ne olduğunu soranlara:

“Siz hiç dikenli bir yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler.

Bunun üzerine: “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” diye sordu. Onlar da:

“Dikenlerden sakındık” dediler. İşte takva da, günah ve hatalardan kaçınmaktır, cevabını verdi.”  

  • “Hayatınızda kaçınmanız gereken şeyler nelerdir?” Bu kıssadan kendimize ne gibi hisseler çıkardık. ?

Hz. Allah’ın takva ile alakalı kavli şeriflerinde;

Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.  (Âl-i İmran Suresi’nin 102. Ayet-i Kerimesi) buyrulmuştur.

Bu ayeti Kerime’de Yüce Rabbimiz iman edenlere şöyle buyurmaktadır. Allah’a karşı mesuliyetinizin idrakinde olup, O’nun emrettikleri şeyleri yerine getirip yasakladıkları şeylerden kaçınmak suretiyle Allah’a karşı gelmekten gücünüz nispetinde sakının, O’nu hatırınızdan çıkarmayın, verdiği nimetlerden dolayı daima O’na şükredin, nankörlük etmeyin, hayatınızı İslam’a uygun olarak düzenleyin ki nefsinizi yenip Müslüman olarak ölebilesiniz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) vedâ hutbesinde şöyle buyurmuştur;

“Üstünlük ancak takvâda, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanınızdır.” (El-Müsned-Ahmed bin Hanbel)

Şimdi kendimize bir sual soralım. Ne dersiniz?

  • Allah’tan korkmak ne demektir?
    Allah’tan korkmak yalnızca cezalandırmaktan korkmak değil, aynı zamanda Allah’ın sevgisini ve merhametini kaybetmekten de korkmaktır”

Allah (c.c.)’den olması icap ettiği gibi korkan, hakikaten takva sahibi olan kimseye mevlamız her türlü sıkıntısında, derdinde yardımcı olur ve kolaylık ihsan eder.

 Eşcâ‘ kabîlesinden Mâlik (r.a.), Resûlullâh Efendimize (s.a.v.) geldi ve: “Yâ Resûlallâh, oğlum Avf esîr alındı” dedi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ona:

“Oğluna haber gönder ve de ki: Resûlullah (s.a.v.) sana çokça ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ okumanı emrediyor.” buyurdular.

Mâlik’in (r.a.) oğlunu yay kirişiyle bağlamışlardı. Yay kirişi koptu, o da kurtulup oradan ayrıldı. O kavme âit bir dişi deve gördü, ona bindi. Yolda kendisini esir eden kavmin merâsındaki hayvanların hepsini önüne katıp getirdi. Fazla geçmeden evlerinin kapısından anne ve babasına sesleniyordu.

Sesini işiten babası: “Ka‘be’nin Rabbine yemin ederim ki bu Avf’dır” dedi. Annesi de: “Vay, bu Avf’dır, yaydan kurtulup da nasıl geldi” dedi. İkisi de yanlarında hizmetçiyle birlikte kapıya koştular. Çıktıklarında evin avlusunun develerle dolduğunu gördüler. Avf babasına başından geçenleri ve develeri nasıl getirdiğini anlattı. Babası:

Burada durunuz, ben Resûlullah’ın (s.a.v.) huzûruna varıp, hâli arzedeyim ve develer hakkında hükmünü sorayım. Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) huzûruna geldi, Avf’ı ve develeri bildirdi. Resûlullah (s.a.v.) ona:

Sen malında nasıl tasarrufta bulunuyorsan bu develerde de istediğini yapabilirsin.” buyurdular.

Bunun üzerine: “…Her kim de Allâh(ın gadabın)dan korkar (isyandan sakınır, öğütlerini tutar)sa; ona bir çıkış yolu, çâre gösterir ve onu hatır ve hayâle gelmez yerden rızıklandırır. Ve her kim Allâh’a tevekkül ederse o, ona yetişir…” meâlindeki Talâk sûresinin, 2. ve 3. âyetleri nâzil oldu. (Tefsîr-i İbn-i Kesîr)

‘’Takva ve Vera üzere olma’’ hususundaki Büyüklerin hatıraları ve mübarek sözlerine de yer vermemiz lazımdır.

Efendi Hazretleri (K.S.) rastgele her yerde et yemezlerdi. Bir gün Arap Camii’nden beraberce çıktık. Bana biraz rahatsız olduğunu söylediler, ben de “Hayrola Efendim, rahatsızlığınız nedir?” diye sual ettim. Bana, “Akşam bir yere misafirliğe gitmiştik, sofraya et çıkardılar ve birazcık yemek mecburiyetinde kaldım. İşte o beni rahatsız etti.” buyurdular.

Evlatlarının gelişi güzel her önüne rastladığı lokantaya girip yemelerini hoş görmezler, yeme ve içmelerine helal haram ölçülerine azami dikkat göstermelerini isterlerdi.  Gıda maddelerinin İslâm esaslarına uygun hazırlanıp hazırlanmadığını araştırmalarını, uygun olmayanları yemedikleri gibi şüpheli olanlardan da mutlaka kaçınmalarını arzu ederlerdi.

 

Kıymetli kardeşlerim! O zamanlarda bile Hazretimizin dikkat edilmesi için işaret buyurduğu yeme içme meselesinin zamanımızda ne kadar ehem hale geldiğini Büyüğümüzün dışarıdan tavuk, et, sucuk, çiğ köfte yenmemesi yönündeki tembihatlarından anlayabiliyoruz.

  • Büyüklerimiz bu konuda niçin bu kadar hassasiyet gösteriyor olabilirler?
  • Takva ile yeme-içme arasında nasıl bir bağ kurulabilir?

(Tarihi hadise, İslami ve Tasavvufi şahsiyetlerden kıssa)

Rivayet edildiği üzere, İmam-ı Azam Hazretleri’nin zamanında ahaliden birinin koyunu kaybolmuştu. Koyun arandı ve bulunamadı. Bu kaybolan koyunun etinin kendi yediği etlere karışabilmesi endişesiyle yedi sene ki  bir koyunun ömrü yedi senedir-  ağzına koyun eti koymamıştır.

  • Kardeşlerim! İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin (r.aleyh) bu hassasiyetinde, İslam ahlakıyla ahlâklanmak isteyen bir genç için hangi dersler vardır?

Fatih Sultan Mehmed Hazretleri, ordusu ile beraber Edirne’den büyük bir ihtişam ile İstanbul’a doğru harekete geçti. Ordu Çatalca yakınlarına geldiği sırada Sultan’ın karşısına bir Pir-i Fâni çıkarak genç Padişaha hitaben: “Ey Mehmed nereye?” diye sual edince. Padişah:“İstanbul’u fethe gidiyorum” cevabını verdi. Bu defa yaşlı adam: Onu fethedecek asker Ehl-i Kur’an olması gerek.” dedi. Padişah’ın:“Hepsi Kur’an bilirler.” demesi üzerine; Yaşlı adam: “Öyleyse imtihan gerek” diye cevap verdi. Büyük komutan, üzüm bağları arasında ordugâh kurup askerleri bir hafta orada bekletti.  Haftanın sonunda orduya hareket emri verildi. Sefer sırasında orduya: “Padişah hasta, yanında üzüm olan varsa getirsin, deva olur, şifa bulur.” diye ilan edildiğinde hiçbirinin üzerinde üzüm olmadığı anlaşıldı. Bu durum sonrasında Yaşlı adam; “Ey Mehmed, sana fetih kolaydır.” diyerek fethi müjdelemiştir.

  • Fatih’in askerlerinin gösterdiği takva ile ‘”Biliniz ki Allah muttakilerle beraberdir” Ayeti Kerime’si arasında nasıl bir ilişki vardır?

(Örnek olay incelemesi)

       Semih, okulun ilk günü sınıfa girdiğinde kendisiyle tanışmak için elini uzatan kız öğrenciyi sağ elini göğsüne koyarak selamladı. Sonra da “Teşekkür ederim, lütfen şahsınızla ilgili olduğunu düşünmeyin, inancım dolayısıyla tokalaşmıyorum” diyerek sahibi olduğu imanının takva boyutunu göstererek en güzelini yaptı.

  • Siz de imanınızın takva yönünü söz ve davranışlarınızla başka nerelerde gösterebilirsiniz?

(Değerlendirme)

  • Vera ve takva hususunda hayatınızda neleri değiştirmeyi düşünüyorsunuz? Sorusuyla mevzu istişare edilerek “Bugünden itibaren Haramlardan kaçalım, şüpheli olanlardan da sakınmaya çalışalım. Denilerek prensip kararı alınır.

BU KONUDA OKUNMASI TAVSİYE EDİLEN İLÂVE KAYNAKLAR:

  1. Hak Dini Kur’an Dili: Bakara Suresi 2. Ayet-i Kerime’nin tefsiri
  2. Ruhul Beyan Tefsiri: Ali İmran Suresi 102. Ayetin tefsiri
  3. Mektubat-ı Şerif : C-1 Mektup: 66, 76 C-2 Mektup: 66
  4. Mektublar Risalesi: Sh:25, 46
  5. Ziya Sunguroğlu’nun Notları: 143, 145, 159, Hatıratım: Sh.50, 69
  6. Talim Terbiye Rehberi: 75

Not: Aşağıdaki faaliyeti uygulamak mecburi olmayıp,  vakti müsait olan gruplarımızda şahsiyet eğitimi çalışmasından sonra uygulanabilir.

 FAALİYETİN ADI:HAREKET TARZINIZ”

Aşağıdaki tabloda karşılaştığınız varsayılan bu durumlarda nasıl hareket edeceklerinizi samimi olarak yazmanızı, yazarken cevaplarını diğer arkadaşlarıyla paylaşmamanızı istiyoruz. Bu davranışların benzerleri karşısında Takva üzere ve Vera ile davranmanın nasıl olacağı üzerinde durulacaktır.

VARSAYILAN HADİSE HAREKET TARZINIZ
(Nasıl davranısınız?)

(TAKVA-VERA)(Nedir?)

Ailenizle misafirliğe gittiğinizde, yemekte ikram edilen tavuğun helal kesime uygun kesilmediğini öğrendiniz. Ne yaparsınız?    
İzinde arkadaşlarınızla vakit geçirirken namaz vaktinin kısaldığını fark ettiniz, Ne yaparsınız?    
Okul kantininde, restoran vs. yerlerde satılan yiyeceklerin helâl olup olmadığını tam olarak bilemiyorsunuz. Ne yaparsınız?    
Arkadaşınızın eşyasını kullanmanız icap etti. Ama arkadaşınız yok, ne yaparsınız?    
Arkadaşlarınızla sohbet ederken bir arkadaşınız diğer bir arkadaşınız aleyhinde konuşmaya başladı. Ne yaparsınız?    

 

 *********************PANO EVRAKLARI******************

 ———-VERA ve TAKVA İLE ALAKALI 3 AYET-İ KERÎMENİN METNİ VE MEALİ—————

 

  1. “Ey iman edenler! Allah’a nasıl korunmak gerekse öyle korunun hakkiyle mütteki olun ve her halde müslim olarak can verin.” (Âl-i İmran Suresi’nin 102. Ayet-i Kerimesi)

 

  1. “Ey iman edenler, eğer Allah’tan korkarsanız, size bir furkan (maddi- manevi bir fark-u imtiyaz) verir ve seyyiatınızı (günahlarınızı) örter, sizin için mağfiret de eder. Allah büyük fazıl sahibidir.” Enfal suresinin 29. Ayeti kerimesi

 

  1. “Her kim de Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu müyesser kılar. Ve onu hatır-u hayaline gelmez bir cihetten rızıklandırır.” (Talak suresi 2 ve 3. Ayeti kerimeleri)

 ————-VERA ve TAKVA İLE ALAKALI 4 HADİS-İ ŞERİF MEALİ VE MESNEDİ———–

 

  1. “Hazreti Câbir R.a. Anlatıyor. Rasülüllah Aleyhisselamın yanında bir adamın çok ibadet ettiğinden, bir diğerinin de vera sahibi olduğundan bahsedilmişti. Efendimiz (s.a.v.): “Veraya denk olacak, onunla tartılabilecek bir şey yoktur.” Buyurdu. (Tirmizi Kıyamet 61 [2521], Kütüb-ü Sitte tercümesi C.6, Sh. 498)

 

  1. Atiyye Es-Sadi Radiyallahü Anha anlatıyor: Rasülüllah Efendimiz buyurdular ki: “Kişi mahzurlu olan şeyden korkarak mahzursuz olanı terk etmedikçe gerçek takvaya ulaşamaz. (Tirmizi Kıyamet 20 [2453], Kütüb-ü Sitte tercümesi C.6, Sh. 501)

 

  1. İmam-ı Malik rh. Anlatıyor: “Bana ulaştığına göre bir adam İbn-i Zübeyr Radiyallahü Anhümaya şöyle yazdı: “Haberiniz olsun: takva ehlinin, bir kısım alametleri vardır ki, bunlar sayesinde kendileri bilinebilir, onlar da bunları bilirler: şöyle ki: Müttaki:
  2. İhtilaf halinde verilen hükme razı olur.
  3. Nimetlere şükreder
  4. Belaya sabreder
  5. Dilinden doğru çıkar
  6. Vadine ve ahdine vefa gösterir
  7. Kur’anın Ahkâmını kendine yol yapar (Kütüb-ü Sitte tercümesi C.16, Sh. 279 [5871])
  8. “Helâl bellidir, haram da bellidir. Bu ikisi arasında (he­lâl mi, haram mı diye) şüpheli bazı şeyler vardır ki pek çokları onları bilmezler. Bu şüpheli şeylerden kim ittika ederse, dinini ve ırzını (şerefini) korur. Kim de şüpheli şey­lere dalarsa, hayvan otlatılması yasak koru etrafında hay­van otlatan çoban gibi, çok sürmez yasak bölgeye (harama) dalar. Haberiniz olsun, her padişahın bir koruluğu vardır. Dikkat edin, Allah’ın koruluğu ise O’nun haramlarıdır. Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır; o iyi olursa bü­tün vücut iyi olur, o bozuk olursa bütün vücut bozuk olur. İşte o et parçası kalptir. Buhari, İman/39, 1/13. Müslim, Musakât/!07, Hadis no: 1599, 3/1219. Ebu Davııd, Büyu73, Hadis no: 3329, 3/243. Nesâî, Büyu 72, 7/242. Tirmizî, Buy’/l, 3/511. İbni Mace, Fiten/14, Hadis no: 3984, 2/1318. Darimî, Buyu’/l, Hadis no:2534, 2/245.)

 

–VERA ve TAKVA İLE ALAKALI GÜZEL SÖZLER–

  1. Huzurlu bir aile hayatı istiyorsan, Kevser havuzunun başında benimle olmak istersen bir de benim şefaatimi istersen şu beş şeye dikkat ediver evladım. 1. Haram lokma yeme, 2. Günlük vazifene, haftalık hatimlerine dikkat et, 3.Namazlarını yalnız da olsan cemaatle kıl, 4. Daima hizmetin içinde ol, 5. Bizi de ziyareti ihmal etme. (Hazreti Üstazımız)
  2. Çamlıca da Konyalı Hacı Mustafa Beyin evinde devam eden Tekâmül talebelerinin halini kontrol eden mal sahibi, bir gün hayretini gizleyemeyerek Hazrete şöyle söylemişti:

Efendi, bunlar melek mi? Semadan mı indiler, nedir? “Hayrola ne demek istiyorsun” deyince:

“Mevsim icabı ağaçlarda bulunan meyveleri işaretlemiştim. Ne daldakine ne yerdekine bir tek el uzanmadı. Allah aşkına bu işin sırrı nedir? Ben başka bahçeleri görüyorum mahalle çocukları, fındık kadar olmadan hepsini yerle bir ediyorlar. Buradaki sır nedir? Bu acayip iş karşısında şaşkın gibiyim” diye hayretler izhar etmiştir.[1]

  1. “Edepli olmayanın güvenilir ilmi olmaz, sabrı olmayanın güvenilir dini olmaz, takvası olmayanın iffeti olmaz.” Hasan Basrî (r.a) Hazretleri
  2. “Dünyada da ahirette de bütün hayırların temeli/aslı Allah’tan korkmaktır.” Ebu Süleyman ed-Daranî Hazretleri
  3. “Dünyanın sevgisi karanlıktır, kandili ise takvadır.” Hazret-i Ebu Bekir R.a. Efendimiz
  4. Bütün dostları gördüm, dili muhafaza etmekten daha iyi dost görmedim.

Bütün elbiseleri gördüm, takvadan daha güzel bir elbise görmedim.

Bütün malları gördüm, kanaatten daha güzel bir mal görmedim.

Bütün hayırları (iyilikleri) gördüm, nasihatten daha efdal (üstün) olanını görmedim.

Bütün yemekleri gördüm, sabırdan daha lezzetlisini görmedim.   Hazret-i Ömer R.a. Efendimiz

–VERA ve TAKVA İLE ALAKALI HATIRDA KALAN SÖZ

  1. İbadet sanattır, Dükkânı halvet, sermayesi takvadır, kârı cennet.
  2. Takva kalpte bir nur, tehlikelerden koruyan kalkandır.
  3. Takva dinin istikametidir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here